Küresel ekonomide artan belirsizlikler ve jeopolitik gerilimler sürerken, Türkiye’nin stratejik konumuna dair dikkat çeken mesajlar geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF ve Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin hem Batı ile güçlü bağlarını koruduğunu hem de alternatif pazarlara yönelerek yeni fırsatlar oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye, küresel dengede “köprü ülke” rolünü güçlendiriyor
Uluslararası platformda konuşan Şimşek, dünya ekonomisinde parçalanma eğilimlerinin arttığını ancak ülkeler arasındaki ekonomik bağların tamamen kopmasının mümkün olmadığını ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte iki yönlü bir strateji izlediğini belirten Şimşek, Batı ile ilişkilerin sürdüğünü, aynı zamanda yeni ticaret ve üretim alanlarına açılımın hızlandığını söyledi.
Bu yaklaşımın Türkiye’yi yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda bölgesel bir üretim ve tedarik üssü haline getirdiğine dikkat çekildi.
Enerji bağımlılığına karşı çeşitlendirme stratejisi
Küresel krizlerin en çok etkilediği alanlardan biri olan enerji konusunda Türkiye’nin son yıllarda önemli adımlar attığını belirten Şimşek, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik yatırımlara dikkat çekti.
Öne çıkan unsurlar şöyle sıralandı:
- Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesinin artırılması
- Genişletilen boru hattı altyapısı
- Farklı coğrafyalardan enerji tedarikine yönelim
Bu strateji sayesinde Türkiye’nin, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki gelişmelerden sınırlı ölçüde etkilendiği ifade edildi.
Yeni ticaret koridorları gündemde
Şimşek, küresel ticarette yaşanan kırılmalara karşı en güçlü yanıtın yeni lojistik ve ticaret koridorları oluşturmak olduğunu vurguladı. Bu kapsamda özellikle Orta Koridor’un önemine dikkat çekildi.
Türkiye’nin bu doğrultuda Dünya Bankası ile 8,1 milyar dolarlık finansman anlaşması imzaladığı açıklandı. Söz konusu proje ile Asya’nın, Türkiye üzerinden Avrupa’ya demiryolu bağlantısıyla entegre edilmesi hedefleniyor.
Ayrıca Irak ile yürütülen görüşmeler kapsamında Basra Körfezi’nin Türkiye üzerinden yeniden küresel ticaret ağlarına bağlanması planlanıyor.
Türkiye’nin altyapı yatırımları dikkat çekiyor
Son 20-25 yıllık dönemde Türkiye’nin altyapıya yaptığı yatırımların toplam büyüklüğü yaklaşık 400 milyar dolara ulaştı. Bu yatırımların:
- Lojistik kapasiteyi artırdığı
- Üretim ağlarını güçlendirdiği
- Türkiye’yi bölgesel merkez haline getirdiği
değerlendiriliyor.
Şimşek’e göre bu altyapı gücü, Türkiye’yi küresel üretim zincirlerinde daha kritik bir konuma taşıyor.
Avrupa ile ticarette yeni hedefler
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyonunu derinleştirmek istediğini belirten Şimşek, mevcut Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Güncellemenin:
- Hizmetler sektörünü
- Tarım alanını
- Kamu alımlarını
da kapsaması halinde, Türkiye ile Avrupa arasındaki ticaret hacminin önümüzdeki 10-20 yıl içinde iki katına çıkabileceği öngörülüyor.
Yakın coğrafya ve Afrika öne çıkıyor
Avrupa ile ilişkiler sürerken, Türkiye’nin odağını sadece Batı ile sınırlamadığı da vurgulandı. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın yanı sıra Afrika kıtası da yeni dönemde öncelikli bölgeler arasında yer alıyor.
Bu bölgeler için öne çıkan avantajlar:
- Hızlı büyüyen pazarlar
- Genç nüfus yapısı
- Artan altyapı yatırımları
Türkiye’nin bu pazarlarda hem üretim hem de ticaret açısından daha aktif rol alması hedefleniyor.
Serbest ticaret ağı genişliyor
Türkiye’nin halihazırda Avrupa dahil olmak üzere toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğu belirtildi. Bu geniş ağın, Türkiye’ye küresel ticarette önemli bir esneklik sağladığı ifade edildi.
Şimşek, Türkiye’nin herhangi bir bölge arasında tercih yapmak zorunda olmadığını, hem Batı ile ilişkilerin korunacağını hem de Doğu ve Afrika ile bağların güçlendirileceğini söyledi.
Ekonomide dayanıklılık vurgusu
Küresel şokların kaçınılmaz olduğunu belirten Şimşek, önemli olanın bu şoklara karşı dayanıklılığı artırmak olduğunu vurguladı. Bu çerçevede:
- Yeşil dönüşümün hızlandırılması
- Nükleer enerji seçeneklerinin değerlendirilmesi
- Dijital altyapının güçlendirilmesi
öncelikli alanlar arasında gösterildi.
Türkiye’nin fiber altyapı ve 5G teknolojilerine yaptığı yatırımların da bu dönüşümün önemli bir parçası olduğu ifade edildi.
Mali disiplin ekonominin temel gücü
Şimşek, mali disiplinin korunmasının Türkiye ekonomisi açısından kritik olduğunu belirtti. Bütçe açığının ve borç oranlarının kontrol altında tutulmasının, ekonomik şoklara karşı önemli bir tampon görevi gördüğünü dile getirdi.
Türkiye’nin mali göstergelerine ilişkin öne çıkan veriler
| Gösterge | Seviye |
|---|---|
| Bütçe Açığı / GSYH | %3’ün altında |
| Borç / GSYH | %24’ün altında |
| Döviz Rezervleri | Yeniden artış eğiliminde |
Bu göstergelerin, Türkiye’nin ekonomik esnekliğini artırdığı ve krizlere karşı daha güçlü bir yapı oluşturduğu değerlendiriliyor.
“Fırsatlar önümüzde”
Şimşek’in değerlendirmesinde en dikkat çeken mesaj ise Türkiye’nin mevcut küresel ortamda önemli fırsatlar barındırdığı yönünde oldu. Kısa vadeli risklere rağmen uzun vadede Türkiye’nin avantajlı bir konumda olduğunu belirten Şimşek, stratejik yatırımların bu fırsatları daha görünür hale getireceğini ifade etti.



