İngiltere merkezli küresel banka HSBC, Türkiye ekonomisine ilişkin yeni analiz raporunu yayımladı. Banka, 2026 yılına yönelik makro görünümde temkinli ancak yapıcı bir çerçeve çizerek yıl sonu dolar/TL tahminini 48 TL olarak açıkladı.
Raporda, yıl sonu beklentisinin 50 TL’nin altında kalmasının dikkat çekici olduğu vurgulanırken, kurda sınırlı reel değerlenmeye işaret edildiği belirtildi.
Dezenflasyon Süreci Kademeli İlerleyecek
HSBC’nin değerlendirmesine göre Türkiye’de dezenflasyon süreci devam edecek ancak bu süreç kademeli ve zamana yayılan bir seyir izleyecek.
Banka, enflasyonun tek haneye gerilemesinin 2028’den önce zor olabileceğini öngördü. Mevcut görünümde enflasyonun halen yüzde 30’un üzerinde seyrettiği hatırlatıldı.
HSBC’nin Temel Beklentileri
| Gösterge | HSBC Görünümü |
|---|---|
| 2026 Sonu Dolar/TL | 48 TL |
| Enflasyon | %30’un üzerinde seyir |
| Tek Hane Enflasyon | 2028 öncesi zor |
| Kur Hareketi | Sınırlı reel değerlenme |
Kurda “Ölçülü Ayarlama” Mesajı
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise rezerv vurgusu oldu. HSBC analistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin döviz kurunda ölçülü bir ayarlama yönetmek için yeterli seviyede bulunduğunu belirtti.
Bu değerlendirme, kurda ani ve sert dalgalanma beklenmediği şeklinde yorumlandı.
Reel Değerlenme Ne Anlama Geliyor?
Banka, enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiği bir ortamda dolar/TL’nin 48 seviyesinde öngörülmesinin, kurun enflasyona kıyasla daha yavaş artabileceği anlamına geldiğini ifade etti. Bu durum, TL’de sınırlı reel değerlenme olarak değerlendiriliyor.
Ancak analistler, küresel risk iştahı, jeopolitik gelişmeler ve sermaye akımlarının kur dinamiklerinde belirleyici olmaya devam edeceğini vurguladı.
HSBC’nin 48 TL’lik tahmini kur artışının kontrollü seyredeceği beklentisine işaret ediyor. Dezenflasyon sürecinin devam edeceği varsayımına dayanıyor. Para politikasındaki sıkı duruşun korunacağı öngörüsünü içeriyor.
Önümüzdeki dönemde küresel faiz politikaları, enerji fiyatları ve yabancı sermaye girişleri kur görünümünü şekillendiren ana faktörler olmaya devam edecek.



