Orta Doğu’da yükselen tansiyon yalnızca diplomatik dengeleri değil, finans piyasalarını da derinden sarstı. Şubat ayının ortasından itibaren artan savaş sinyalleriyle birlikte Türkiye tahvil piyasasında dikkat çeken bir kırılma yaşandı. Yabancı yatırımcılar hızla satışa yönelirken, bu çıkışın büyük bölümü bankalar ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından karşılandı.
Piyasalarda ateşkes ve müzakere beklentileri zaman zaman umut verse de, İran’ın görüşmelerden çekilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri hamleleri belirsizliği yeniden tırmandırdı. Bu süreçte en sert dalgalanmalardan biri devlet tahvili piyasasında görüldü.
Yabancı Yatırımcı Sert Çıktı: 340 Milyar Liralık Erime
Merkez Bankası verilerine göre, 13 Şubat haftasında yabancı yatırımcıların devlet tahvili portföyü 1 trilyon 17,5 milyar lira ile zirve seviyedeydi. Ancak savaşın etkisiyle bu rakam 10 Nisan haftasında 676,9 milyar liraya kadar geriledi.
Bu tablo, yaklaşık 340,2 milyar liralık bir çıkışa işaret ediyor.
Devlet Tahvili Sahiplik Dağılımı (13 Şubat vs 10 Nisan)
| Yatırımcı Grubu | 13 Şubat (Milyar TL) | 10 Nisan (Milyar TL) | Değişim |
|---|---|---|---|
| Yabancı Yatırımcı | 1.017,5 | 676,9 | -340,2 |
| Bankalar | 5.967 | 6.199,5 | +232,5 |
| TCMB | 297,2 | 439+ | +141,8 |
| Hanehalkı | 451,9 | 498,9 | +47 |
| Emeklilik Fonları | 1.033,1 | – | -57,2 |
| Yatırım Fonları | 685,6 | – | -63,7 |
Tabloya bakıldığında, yabancı çıkışının büyük ölçüde kamu ve bankacılık sistemi tarafından absorbe edildiği net şekilde görülüyor.
Bankalar ve TCMB Devreye Girdi
Yabancı yatırımcıların satış dalgası karşısında en kritik rolü bankalar ve Merkez Bankası üstlendi. Aynı dönemde:
- Bankaların tahvil portföyü 232,5 milyar lira arttı
- TCMB’nin portföyü 141,8 milyar lira yükseldi
Bu müdahale, TL varlıkların ani değer kaybını sınırlamak ve piyasadaki dengeleri korumak açısından kritik bir tampon görevi gördü.
Özellikle Merkez Bankası’nın 2026 yılı boyunca planladığı tahvil alım hedefinin büyük bölümünü bu süreçte gerçekleştirdiği değerlendiriliyor.
Fonlar da Satışa Katıldı
Yabancı yatırımcıların ardından emeklilik ve yatırım fonları da satış tarafına geçti.
- Emeklilik fonlarında 57,2 milyar TL düşüş
- Yatırım fonlarında 63,7 milyar TL gerileme
Bu durum, piyasadaki risk algısının yalnızca yabancılarla sınırlı kalmadığını, yerli kurumsal yatırımcıların da temkinli pozisyona geçtiğini gösteriyor.
Hanehalkı Alımları Sınırlı Kaldı
Bireysel yatırımcılar ise özellikle stopaj avantajı nedeniyle tahvillere sınırlı da olsa yönelmeye devam etti.
- Hanehalkı portföyü 451,9 milyar TL’den 498,9 milyar TL’ye yükseldi
Ancak bu artış, büyük ölçekli satışları dengelemek için yeterli olmadı.
Faizlerde Dalgalı Seyir: Zirveler Görüldü
Savaş süreci yalnızca sahiplik yapısını değil, tahvil faizlerini de yukarı taşıdı.
Gösterge Tahvil Faizleri
| Vade | 13 Şubat (%) | Son Seviye (%) | Zirve (%) |
|---|---|---|---|
| 2 Yıl | 35,79 | 39,30 | 44,70 |
| 5 Yıl | 32,91 | 36,15 | 40,02 |
| 10 Yıl | 30,09 | 31,74 | 35,27 |
Faizlerdeki yükselişin temel nedenleri:
- Beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verisi
- Faiz indirimi umutlarının ortadan kalkması
- Jeopolitik risklerin artması
Nisan ayında müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte faizlerde sınırlı bir geri çekilme görülse de, piyasa hâlâ kırılgan.
CDS Yükseldi, Risk Algısı Arttı
Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) savaş sürecinde dikkat çekici bir sıçrama yaptı:
- 227 baz puandan → 311 baz puana kadar yükseldi
Bu artış, uluslararası yatırımcıların Türkiye riskine bakışındaki bozulmayı net şekilde ortaya koydu.
Piyasalar İçin Kritik Eşik: Belirsizlik Ne Zaman Bitecek?
Uzmanlara göre tahvil piyasasının yönü büyük ölçüde Orta Doğu’daki gelişmelere bağlı.
Eğer:
- Jeopolitik tansiyon düşerse
- Ateşkes kalıcı hale gelirse
- Belirsizlik azalırsa
Tahvil faizlerinde düşüş hızlanabilir
Yabancı yatırımcı yeniden piyasaya dönebilir
Ancak aksi senaryoda, dalgalanmanın devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.


