Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın altıncı faiz kararını yarın açıklayacak. Ağustos enflasyonunun beklentilerin altında kalması faiz indirimi ihtimalini gündeme getirse de petrol fiyatlarının 100 dolara yaklaşması beklentileri değiştirdi. Piyasa tahminleri TCMB’nin politika faizini yüzde 37’de sabit bırakacağı, faiz indirimlerinin ise yılın son bölümünde başlayabileceği yönünde yoğunlaşıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın altıncı Para Politikası Kurulu toplantısı için geri sayım başladı. Piyasaların yakından takip ettiği eylül ayı faiz kararı yarın açıklanacak.
Karar öncesinde ekonomistlerin önemli bir bölümü politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulmasını bekliyor.
Ağustos ayında enflasyonun beklentilerin hafif altında gerçekleşmesi ve TCMB’nin haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması ilk etapta sınırlı bir faiz indirimi ihtimalini gündeme getirmişti. Ancak petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve küresel piyasalarda artan belirsizlik, Merkez Bankasının eylül toplantısında daha temkinli hareket edeceği beklentisini güçlendirdi.
Merkez Bankası faizi yüzde 37’de tutacak mı?
Piyasadaki ağırlıklı beklenti TCMB’nin eylül toplantısını faiz değişikliğine gitmeden tamamlaması yönünde.
Merkez Bankası bu yıl ocak ayında politika faizinde 100 baz puanlık indirim gerçekleştirmiş, takip eden dört toplantıda ise faiz oranını değiştirmemişti.
Jeopolitik gelişmelerin ardından fonlama faizi mart ayında yüzde 40 seviyesine çıkarken, 23 Ağustos itibarıyla haftalık repo ihalelerine yeniden dönüldü.
Para piyasalarındaki bu normalleşmenin ardından politika faizinde hemen yeni bir indirim yapılması ise uzmanlar tarafından daha düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Faiz indirimi ne zaman başlayabilir?
Matriks Haber tarafından gerçekleştirilen piyasa anketinde eylül toplantısı için yüzde 37 seviyesinin korunması beklentisi öne çıkıyor.
Politika faizinin bu toplantıda sabit kalması durumunda ilk faiz hamlesinin ne zaman yapılacağına ilişkin tahmin veren 16 ekonomistin medyan beklentisi ise Ekim 2026’da faizin yüzde 36’ya indirilmesi yönünde.
Yılın kalan toplantılarına yönelik tahminlerde iki faiz indirimi beklentisi ağırlık kazanıyor.
Ankette 2026 yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 35 seviyesinde bulunurken, 2027 yıl sonu için medyan beklenti yüzde 26 olarak hesaplanıyor.
Dolayısıyla piyasadaki ana senaryo, TCMB’nin eylül ayında beklemede kalması ve enflasyon görünümünün destek vermesi halinde yılın son bölümünde kademeli indirimlere başlaması yönünde şekilleniyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş faiz hesabını değiştirdi
TCMB’nin kararını zorlaştıran gelişmelerden biri petrol fiyatlarındaki yükseliş.
Petrolün 100 dolar seviyesine doğru hareket etmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomiler açısından enflasyon ve cari denge üzerinde yeni riskler oluşturabiliyor.
Enerji maliyetlerinin yükselmesi ulaşım, üretim ve lojistik maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarına da yansıyabileceği için Merkez Bankasının faiz indirimi konusunda daha ihtiyatlı davranabileceği değerlendiriliyor.
Piyasa uzmanları, petrol fiyatlarında daha sakin bir görünüm ve enflasyonda kalıcı iyileşme görülmesi halinde faiz indirimlerinin ilerleyen toplantılarda yeniden güçlü biçimde gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.
Ağustos enflasyonu indirim beklentisini desteklemişti
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre ağustos ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,84 arttı.
Yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşti.
Açıklanan rakamların piyasa beklentilerinin hafif altında kalması, TCMB’nin faiz indirimi için hareket alanının genişleyebileceği şeklinde yorumlanmıştı.
Ancak uzmanlar tek bir aylık enflasyon verisinin faiz indirimi için yeterli olmayacağına, Merkez Bankasının özellikle ana eğilim, beklentiler, hizmet enflasyonu ve dış kaynaklı riskleri birlikte değerlendireceğine işaret ediyor.
Morgan Stanley de faizin sabit kalmasını bekliyor
ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley’nin beklentisi de TCMB’nin eylül toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde.
Kurumun değerlendirmesine göre para politikasındaki gevşeme yılın son çeyreğinde başlayabilir.
Dezenflasyon sürecinin yeniden güç kazanacağı varsayımı altında TCMB’nin yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık indirim yaparak politika faizini yüzde 35 seviyesine çekebileceği tahmin ediliyor.
2027 sonuna kadar kademeli faiz indirimlerinin devam etmesi halinde ise politika faizinin yüzde 27,50 seviyesine gerileyebileceği öngörülüyor.
Bunların kurum tahminleri olduğu ve TCMB’nin gelecekteki kararlarını garanti etmediği unutulmamalı.
TEPAV’dan erken faiz indirimi uyarısı
TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu da eylül ayı PPK toplantısına ilişkin değerlendirmesinde politika faizinin yüzde 37’de tutulmasını önerdi.
Çalışma Grubu, enflasyondaki katılığın devam ettiği bir ortamda erken faiz indiriminin para politikasının güvenilirliği açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Yıllık enflasyonun son 13 ayda yüzde 30,7 ile yüzde 33,3 arasında dar bir aralıkta hareket etmesi de enflasyonun belirli seviyelerde direnç göstermesi açısından önemli bulunuyor.
Enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanamaması ve fiyatlama davranışlarının devam etmesi de faiz indiriminin zamanlamasında TCMB’nin karşısındaki önemli başlıklar arasında gösteriliyor.
Gözler TCMB’nin karar metninde olacak
Yarın açıklanacak kararda yalnızca politika faizinin seviyesi değil, Para Politikası Kurulu karar metninde kullanılacak ifadeler de piyasalar açısından önemli olacak.
Faiz yüzde 37’de sabit bırakılsa bile enflasyonun ana eğilimi, iç talep, beklentiler, likidite koşulları ve gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin ifadelerde yapılabilecek değişiklikler, ekim ve aralık toplantılarına yönelik beklentileri şekillendirebilir.
Özellikle TCMB’nin gelecekteki faiz indirimlerine kapı açabilecek bir mesaj verip vermeyeceği yakından izlenecek.
Mevcut beklentiler gerçekleşirse eylül toplantısı faiz oranının değiştiği değil, yılın son bölümünde başlayabilecek olası faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin ipuçlarının arandığı bir toplantı haline gelecek.







