Avrupa Birliği, konut krizinin yoğunlaştığı şehirlerde kısa süreli turistik kiralamaların sınırlandırılmasını kolaylaştıracak yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Hazırlanan planla, konut sıkıntısı yaşanan bölgelerin belirlenmesi için ortak kriterler oluşturulması ve yerel yönetimlere kısa süreli kiralamalara yönelik daha güçlü müdahale yetkisi verilmesi hedefleniyor. Bazı turistik bölgelerde kısa süreli kiralıkların toplam konut stokundaki payının yüzde 20’ye kadar çıkması, düzenlemenin gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Avrupa’da özellikle büyük ve turistik şehirlerde giderek büyüyen konut sorunu, kısa süreli kiralama piyasasına yönelik yeni adımları gündeme getirdi.
Avrupa Birliği, dijital platformlar aracılığıyla gerçekleştirilen kısa süreli konut kiralamalarının, konut arzının yetersiz olduğu bölgelerde sınırlandırılmasını kolaylaştıracak yeni bir sistem üzerinde çalışıyor.
AB Komisyonunun Enerji ve Konuttan Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen’in verdiği bilgilere göre düzenleme, açıklanması beklenen “Uygun Fiyatlı Konut Yasası” kapsamında ele alınacak.
Konut sıkıntısı yaşayan bölgeler için ortak kriter geliyor
Yeni düzenlemenin en önemli unsurlarından biri, hangi bölgelerin ciddi konut baskısı altında olduğunun belirlenmesi olacak.
AB genelinde oluşturulacak ortak ölçütlerle bir şehir veya bölgedeki konut piyasasının ne ölçüde baskı altında olduğu değerlendirilecek.
Bu tespitin ardından ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler kendi piyasalarının koşullarına göre kısa süreli kiralamalara yönelik hedefli tedbirler uygulayabilecek.
Böylece Avrupa genelinde tek tip bir yasak getirilmesi yerine, konut sorununun yoğunlaştığı bölgelerde yerel yönetimlerin daha güçlü hareket edebilmesine imkân sağlanması planlanıyor.
Turistik bölgelerde oran yüzde 20’ye kadar çıkıyor
AB genelinde kayıtlı kısa süreli kiralık konutların toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 1,2’sini oluşturduğu belirtiliyor.
Ancak Avrupa’nın yoğun turist çeken bazı bölgelerinde bu oran oldukça farklı seviyelere ulaşabiliyor.
Bazı turistik bölgelerde kısa süreli kiralamaya ayrılan konutların toplam konut stokundaki payı yüzde 20’ye kadar çıkabiliyor.
Bu durum özellikle merkezi bölgelerde uzun dönem kiralık konut arzının azalmasına ve yerel halkın erişebileceği konutların sınırlanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.
Jorgensen de kısa süreli kiralamaların Avrupa’daki konut krizinin tek veya temel sebebi olmadığını, ancak konut sıkıntısının zaten yüksek olduğu şehirlerde sorunu daha ağır hale getirebildiğini belirtiyor.
Yerel yönetimlerin eli güçlendirilecek
Yeni düzenlemenin dikkat çeken taraflarından biri de belediyeler ve diğer yerel yönetimlerin hukuki konumunun güçlendirilmesi olacak.
Avrupa’nın bazı şehirlerinde kısa süreli kiralamalara yönelik getirilen kısıtlamalar, ev sahipleri, turizm işletmeleri veya kiralama platformlarının açtığı davalar nedeniyle uzun hukuki süreçlere dönüşebiliyor.
AB’nin hazırladığı yeni sistemle, konut sıkıntısı yaşandığı tespit edilen bölgelerde yerel yönetimlerin aldığı önlemlerin daha güçlü bir hukuki zemine oturtulması amaçlanıyor.
Hangi tedbirin uygulanacağı konusunda ise ulusal ve yerel makamların söz sahibi olması planlanıyor.
Barcelona 10 bin turistik konutu sistemden çıkarmayı planlıyor
Avrupa’nın önde gelen turizm şehirlerinin bir bölümü kısa süreli kiralamalara karşı şimdiden çeşitli önlemler uyguluyor.
Barcelona, yaklaşık 10 bin ruhsatlı turistik daireyi 2028 yılına kadar aşamalı olarak kaldırmayı planlıyor.
Amsterdam, Paris ve Floransa gibi yoğun turist çeken şehirlerde ise kısa süreli kiralamalara yönelik ruhsat zorunlulukları, yıllık kiralama süresi sınırları veya yeni turistik kiralık ilanlarının önüne geçmeye yönelik farklı uygulamalar bulunuyor.
Yeni AB düzenlemesi bu tür tedbirlerin özellikle konut krizinin yoğunlaştığı bölgelerde daha sağlam bir hukuki temele oturmasını sağlayabilir.
Kısa süreli kiralama piyasası neden tartışılıyor?
Turistik kiralamalar, konut sahiplerine klasik uzun dönem kiralamaya kıyasla farklı bir gelir modeli sunuyor. Özellikle yüksek turist talebine sahip şehir merkezlerinde kısa dönem kiralamadan elde edilen gelir, bazı durumlarda uzun dönemli kiralamaların üzerine çıkabiliyor.
Bu ekonomik avantaj, belirli bölgelerde konutların uzun dönem kiralama piyasasından çekilerek turistik kullanıma yönlendirilmesine neden olabiliyor.
Sorun özellikle konut arzının zaten sınırlı olduğu şehirlerde daha belirgin hale geliyor. Turistik kiralamaya ayrılan konut sayısı arttıkça yerel halkın erişebildiği kiralık konut stokunun daralabileceği ve bunun fiyatlar üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa’da konut krizi büyüyor
AB’nin hazırladığı düzenleme yalnızca turistik kiralamalara yönelik bir müdahale olarak görülmüyor. Avrupa’nın büyük şehirlerinde konut fiyatları ve kiraların hane gelirleri karşısında ulaştığı seviyeler, barınma sorununu ekonomi politikalarının önemli başlıklarından biri haline getiriyor.
Özellikle turizmin yoğun olduğu kentlerde hizmet, perakende, restoran ve diğer sektörlerde çalışanların iş yerlerine yakın bölgelerde konut bulmakta zorlanması dikkat çekiyor.
Bu nedenle AB tarafında kısa süreli kiralamalara ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yeni konut yatırımlarının artırılması, yapılaşmaya ilişkin süreçlerin sadeleştirilmesi ve mevcut konut stokunun daha etkin kullanılması gibi adımların da gerekli olduğu değerlendiriliyor.
Kısa süreli kiralamalarda yeni dönem başlayabilir
Plan hayata geçirilirse Avrupa’daki kısa süreli kiralama piyasasında önemli bir değişim yaşanabilir.
Yeni sistem doğrudan bütün Avrupa’yı kapsayan genel bir kısa süreli kiralama yasağı anlamına gelmeyecek. Bunun yerine konut arzının ciddi biçimde baskı altında olduğu şehir ve bölgelerde yerel yönetimlerin müdahale kapasitesi artırılacak.
Bu kapsamda ruhsat uygulamalarından kiralama süresi sınırlamalarına ve yeni turistik konutların piyasaya girişine yönelik tedbirlere kadar farklı modeller gündeme gelebilir.
Düzenlemenin nihai şekli ise AB tarafından açıklanacak kriterler ve üye ülkelerin bunları kendi konut piyasalarına nasıl uygulayacağıyla daha net ortaya çıkacak.







