İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, temmuz ayında 52,2 seviyesine yükseldi. Haziranda 50,4 olan endeksteki artış, ihracat pazarlarında talep koşullarının ılımlı biçimde güçlendiğine ve son sekiz ayın en belirgin iyileşmesine işaret etti. Endekste 50’nin üzerindeki değerler dış talep ikliminde iyileşmeyi, 50’nin altındaki değerler ise bozulmayı gösteriyor. Açıklanan sonuç, sanayi üretimi açısından tek başına sipariş garantisi değil; ana pazarlardaki faaliyet yönünü izleyen öncü bir gösterge niteliğinde.
Almanya ve Birleşik Krallık yeniden büyümede
Türk imalat sektörünün en büyük 10 ihracat pazarından sekizinde ekonomik faaliyet temmuzda arttı. En büyük pazar olan Almanya’da üretim, ılımlı ölçekte de olsa dört ay sonra ilk kez büyüme kaydetti. Birleşik Krallık ekonomisi de yeniden genişlemeye geçti. İki ülkenin Türkiye imalat sanayisi ihracatındaki toplam payının yaklaşık yüzde 15 olması, bu dönüşü sanayi siparişleri, kara yolu taşımacılığı ve Avrupa bağlantılı depo operasyonları açısından dikkat çekici kılıyor. Fransa ve Polonya ise ilk 10 pazar içinde ekonomik faaliyetin gerilediği iki ülke oldu.
ABD ve Güney Avrupa desteği
ABD’de ekonomik faaliyet artışı son dokuz ayın en yüksek hızına ulaştı. İtalya’da büyüme sekiz ayın en güçlü oranında gerçekleşirken İspanya’da yaklaşık bir buçuk yılın en hızlı genişlemesi ölçüldü. Romanya imalat sanayisi ise 25 ay süren daralma dönemini temmuzda sonlandırdı. Bu dağılım, dış talep iyileşmesinin tek bir pazara dayanmadığını gösteriyor. Bununla birlikte her sektörde aynı sipariş temposunun oluşacağı varsayılamaz; otomotiv, makine, kimya, tekstil ve gıda gibi farklı kolların ülke ve ürün kompozisyonu ayrıca izlenmeli.
Sanayi alanlarına yansıma
İhracat iklimindeki güçlenme kalıcılaştığında üretim kampüslerinde vardiya kullanımı, hammadde stoku, bitmiş ürün depolaması ve lojistik çıkış hacimleri üzerinden fiziksel alana yansıyabilir. Özellikle Marmara, Ege, İç Anadolu ve sınır kapılarına bağlanan sanayi koridorlarında modern depo, yüksek taşıma kapasiteli zemin, enerji sürekliliği ve otomasyona uygun üretim alanı talebi dış siparişlerle birlikte hareket ediyor. Endeksin 52,2’ye çıkması bu talebin yönü açısından olumlu bir sinyal verse de kira veya satış fiyatlarında otomatik bir artış anlamına gelmiyor.
Riskler gündemde kalıyor
S&P Global Market Intelligence değerlendirmesi, küresel ekonominin yılın ikinci yarısına daha olumlu başladığını, buna karşın Orta Doğu’daki gelişmelerin görünümü dalgalı hale getirebileceğini vurguladı. Enerji fiyatları, deniz taşımacılığı süreleri, sigorta maliyetleri ve Avrupa’daki finansman koşulları ihracatçıların alan kullanım kararlarını etkileyebilecek başlıca değişkenler. Bu nedenle endeksin sonraki aylarda yeni siparişler, kapasite kullanım oranı, ihracat miktarı ve lojistik maliyetleriyle birlikte okunması gerekiyor. Temmuz verisi, sanayi gayrimenkulünde dış talep cephesinin yeniden güç kazandığını gösteren güncel bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Endeksin sahadaki teyidi
Ağustos ve eylül verilerinde endeksin 50’nin üzerinde kalması, temmuzdaki iyileşmenin sürekliliği açısından önemli olacak. İhracat siparişleriyle birlikte kapasite kullanım oranı, sanayi elektriği tüketimi, liman yükleri ve kara yolu geçişleri takip edilmeli. Gayrimenkul piyasasında en erken sinyaller yeni depo arayışları, kısa süreli ek alan kiralamaları ve üretim hatlarındaki vardiya artışlarından gelebilir. Buna karşılık finansman maliyetindeki yükseliş, ihracat iyileşse bile yeni bina yatırımının ertelenmesine yol açabilir; dış talep ve yatırım kararı aynı şey değildir.







