Türkiye genelinde artan sismik hareketlilik, deprem gerçeğini bir kez daha gündemin en üst sıralarına taşıdı. Deprem bilimci Naci Görür, yaptığı son açıklamada dikkat çeken bir çağrıda bulundu: Büyük bir deprem olmadan önce deprem dirençli kentlerin inşasına başlanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de Deprem Hareketliliği Artıyor
Son dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde meydana gelen küçük ve orta büyüklükteki depremler, uzmanlara göre önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bu sarsıntılar, büyük depremlerin habercisi olabileceği gibi, aynı zamanda mevcut riskin sürekli aktif olduğunu da gösteriyor.
Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alması, bu tür hareketliliğin olağan olduğunu ortaya koyarken, asıl riskin hazırlıksız yakalanmak olduğu vurgulanıyor.
“Deprem Dirençli Kentler Şart”
Naci Görür yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Memleketin birçok yerinde irili ufaklı depremler oluyor. Daha büyüğü gelmeden gelin deprem dirençli kentlerin inşasına başlayalım. Devletimiz bunu yapacak güçtedir. 10-15 sene sürer ama biz bu işi başarır, insanımızın can güvenliğini sağlarız.”
Bu açıklama, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir yol haritası önerisi olarak değerlendiriliyor.
Deprem Dirençli Kent Nedir?
Deprem dirençli kent kavramı, yalnızca sağlam binalardan ibaret değil. Uzmanlara göre bu sistem çok daha kapsamlı bir dönüşümü ifade ediyor.
Temel Bileşenler
- Depreme dayanıklı yapı stokunun oluşturulması
- Eski ve riskli binaların dönüşümü
- Sağlam altyapı sistemleri (su, elektrik, ulaşım)
- Acil durum planları ve toplanma alanları
- Bilinçli ve eğitimli toplum
Bu unsurlar bir araya gelmeden gerçek anlamda güvenli şehirler oluşturmak mümkün olmuyor.
10-15 Yıllık Stratejik Dönüşüm Vurgusu
Görür’ün dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de sürecin zamana yayılması gerektiği oldu. Deprem dirençli şehirlerin kısa sürede değil, planlı ve sistematik bir şekilde inşa edilebileceği ifade ediliyor.
- Süre: 10-15 yıl
- Yöntem: Planlı, merkezi ve kararlı program
- Hedef: Can kaybını minimuma indirmek
Bu yaklaşım, günü kurtaran çözümler yerine kalıcı bir dönüşümü işaret ediyor.
Uzmanlardan Ortak Uyarı: Riskli Yapı Stoku Yenilenmeli
Deprem uzmanları uzun süredir Türkiye’deki en büyük sorunun yapı kalitesi olduğunu dile getiriyor.
Kritik Sorunlar
- Eski ve denetimsiz binalar
- Kaçak yapılaşma
- Yetersiz zemin etüdü
- Standart dışı malzeme kullanımı
Bu faktörler, deprem anında en büyük riskin neden oluştuğunu açıkça ortaya koyuyor.
Büyük Deprem Öncesi Son Fırsat mı?
Uzmanlara göre Türkiye, büyük bir deprem öncesinde kritik bir eşikte bulunuyor. Küçük sarsıntılar, sistemin aktif olduğunu gösterirken, asıl tehlikenin henüz gerçekleşmemiş olması dikkat çekiyor.
Bu nedenle:
- Önleyici adımlar geciktirilmemeli
- Kentsel dönüşüm hızlandırılmalı
- Merkezi planlama güçlendirilmeli
Aksi durumda, yaşanabilecek büyük bir depremde kayıpların çok daha ağır olabileceği belirtiliyor.
Devlet ve Toplum İş Birliği Şart
Depremle mücadelede sadece devletin değil, toplumun da aktif rol alması gerektiği vurgulanıyor.
Yapılması Gerekenler
- Bireysel bilinç artırılmalı
- Binalar kontrol ettirilmeli
- Afet planları hazırlanmalı
- Yerel yönetimler sürece dahil edilmeli
Bu süreçte koordinasyon ve süreklilik en kritik unsurlar arasında yer alıyor.
Zaman Varken Harekete Geçilmeli
Naci Görür’ün açıklamaları, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlara göre asıl mesele depremin olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı.
Bu nedenle deprem dirençli kentler artık bir seçenek değil, zorunluluk olarak görülüyor.



