Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yeni çalışması, 6 Şubat depremlerinin ardından hızlanan konut üretiminin kira piyasasındaki etkilerini ortaya koydu. Deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay 2025’te yüzde 20’nin üzerine çıkarken, artan konut arzıyla birlikte kira enflasyonunda belirgin bir yavaşlama başladı. TCMB’ye göre geri göçün hızlanması, daha önce yoğun göç alan çevre illerdeki kira baskısını da azaltıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), konut arzı ile kira fiyatları arasındaki ilişkiye ışık tutan “Deprem Bölgesi Konut Arzı ve Bölgesel Kira Enflasyonu Gelişmeleri” başlıklı çalışmasını yayımladı.
Çalışmada 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yürütülen yeniden imar faaliyetleri, konut arzındaki değişim ve bu gelişmelerin kira enflasyonuna yansımaları değerlendirildi.
Ortaya çıkan tablo, kamu öncülüğündeki yoğun konut üretiminin yalnızca deprem illerindeki barınma ihtiyacının karşılanması açısından değil, kira fiyatlarının dengelenmesi açısından da etkili olmaya başladığını gösteriyor.
Deprem bölgesinin konut arzındaki payı yüzde 20’yi aştı
Deprem sonrasında başlatılan yeniden inşa çalışmaları bölgedeki konut arzını önemli ölçüde artırdı.
TCMB’nin çalışmasına göre deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay, deprem öncesinde ortalama yüzde 12 seviyesindeydi.
Yoğun yeniden imar faaliyetlerinin ardından bu oran 2025 yılında yüzde 20’nin üzerine çıktı.
| Gösterge | Oran |
|---|---|
| Deprem öncesi yapı kullanım izinlerindeki pay | Yaklaşık %12 |
| 2025 yılı payı | %20’nin üzerinde |
| Değişimin yönü | Güçlü artış |
Bu değişim, depremden etkilenen illerde yeni konut stokunun hızlı biçimde güçlendiğine işaret ediyor.
Artan konut arzı kira enflasyonuna yansıdı
Depremlerin hemen ardından konut stokunda yaşanan kayıp ve barınma ihtiyacındaki artış, bölgedeki kira piyasası üzerinde ciddi baskı oluşturmuştu.
Nitekim deprem illerindeki kira enflasyonu 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’nin diğer illerinden belirgin biçimde yüksek seyretti.
Ancak 2025 yılıyla birlikte tablo değişmeye başladı.
Yeni konutların teslim edilmesi ve bölgedeki konut arzının artmasıyla kira fiyatlarındaki yükseliş hızında yavaşlama görüldü.
TCMB’nin değerlendirmesi, konut arzındaki toparlanmanın kira enflasyonunu aşağı yönlü etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ortaya koyuyor.
Geri göç çevre illerdeki kira baskısını azaltıyor
Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de konut üretiminin etkisinin yalnızca deprem bölgesiyle sınırlı kalmaması.
6 Şubat depremlerinin ardından çok sayıda kişi geçici veya kalıcı olarak farklı illere taşınmış, bu durum göç alan şehirlerde kiralık konut talebinin artmasına neden olmuştu.
Depremden dolaylı etkilenen ve yoğun göç alan illerde kira enflasyonu 2024 ve 2025 yıllarında diğer illere yakın seviyelerde seyretti.
2026 yılında ise bu illerde kira enflasyonunun diğer illere göre belirgin şekilde daha düşük gerçekleştiği görüldü.
TCMB, bu gelişmede deprem bölgesindeki konut stokunun yeniden güçlenmesiyle başlayan geri göçün etkili olduğunu değerlendiriyor.
Yeni konutlar tamamlandıkça kiralık konut talebi dengeleniyor
Deprem bölgesindeki konutların teslim edilmesi, iki farklı kanaldan kira piyasasını etkiliyor.
Bir taraftan bölgede doğrudan kullanılabilir konut sayısı artarken, diğer taraftan deprem sonrasında başka şehirlere taşınan vatandaşların bir bölümünün geri dönmesi mümkün hale geliyor.
Böylece deprem bölgesinde konut arzı artarken daha önce yoğun göç alan şehirlerdeki kiralık konut talebi de kademeli olarak azalıyor.
Bu gelişme, konut arzındaki artışın kira fiyatlarına yalnızca yerel değil, bölgesel ölçekte de etki edebildiğini gösteriyor.
İnşaat sektöründe kapasite bölge dışına yöneliyor
TCMB çalışmasındaki bir diğer önemli gösterge ise inşaat sektörünün istihdam dağılımında ortaya çıkan değişim oldu.
Deprem konutlarının büyük bölümünün tamamlanmasıyla birlikte deprem bölgesindeki inşaat istihdamında yavaşlama eğilimi başladı.
Buna karşılık bölge dışındaki illerde inşaat sektöründeki istihdamın hızla arttığı görüldü.
Bu tablo, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde bölgede yoğunlaşan iş gücü ve inşaat kapasitesinin başka şehirlere yönelmeye başladığına işaret ediyor.
Konut arzındaki artış daha geniş bölgelere yayılabilir
İnşaat kapasitesindeki bu hareketlilik, konut piyasasının önümüzdeki dönemi açısından önem taşıyor.
Deprem bölgesindeki büyük ölçekli yeniden inşa çalışmalarında kullanılan iş gücü ve üretim kapasitesinin farklı illere yönelmesi halinde, yeni konut üretiminin daha geniş bir coğrafyada hızlanması mümkün olabilir.
Bu durum özellikle konut arzının talebin gerisinde kaldığı şehirlerde piyasayı rahatlatabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ancak bunun ne ölçüde gerçekleşeceği, yeni konut yatırımlarının hangi bölgelere ve hangi hızla yöneldiğine bağlı olacak.
Konut arzı ile kira enflasyonu arasındaki ilişki öne çıktı
TCMB çalışmasının ortaya koyduğu tablo, konut piyasasında arzın kira fiyatları üzerindeki önemini de gösteriyor.
Deprem sonrasında konut stokunun azalmasıyla yükselen kira baskısının, yeni konutların devreye girmesiyle birlikte hafiflemeye başlaması dikkat çekiyor.
Özellikle 2025 yılında hızlanan konut teslimlerinin ardından kira enflasyonundaki yavaşlama, konut arzının artırılmasının kira piyasasının dengelenmesinde önemli bir araç olabileceğine işaret ediyor.
Kiralardaki yavaşlama enflasyon açısından da önemli
Kira fiyatlarındaki gelişmeler yalnızca gayrimenkul piyasasını değil, genel enflasyon görünümünü de yakından ilgilendiriyor.
Bu nedenle konut arzının güçlenmesiyle kira artışlarının yavaşlaması, enflasyonla mücadele açısından da önem taşıyor.
TCMB’nin çalışmasına göre deprem bölgesindeki konut arzının artmasıyla oluşan etkinin hem bölgedeki hem de depremden dolaylı olarak etkilenen illerdeki kira artışlarını baskılamaya devam etmesi bekleniyor.
Deprem bölgesindeki yeniden inşa süreci böylece barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, kira piyasasının normalleşmesine ve bölgesel kira enflasyonunun düşmesine katkı sağlayan ekonomik bir etki oluşturmaya başladı.







