“Finansal Okuryazarlık Artık Kişisel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk

fccc8180-ea6f-4756-848e-62c2f3c6b412

“Finansal bilgiye ulaşmak kolay, ama anlamak o kadar da değil…”

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, finansal okuryazarlık konusuna dikkat çekerek, bu alandaki bilgi eksikliğinin yalnızca bireysel değil, sistemsel sonuçlar doğurduğunu vurguladı. TKYD Kurumsal Yatırımcı Dergisi’nde kaleme aldığı makalesinde Gönül, “Finansal okuryazarlık artık bir kişisel gelişim konusu değil, kamusal bir ihtiyaç haline gelmiştir,” diyerek konunun toplumsal boyutuna işaret etti.

“Finansa olan ilgi arttı, peki bilgi seviyesi aynı hızda mı artıyor?”

Gönül’ün tespitine göre Türkiye’de yatırımcı sayısı son yıllarda tarihi seviyelere ulaştı. Özellikle Borsa İstanbul’a olan ilgi, sermayenin daha geniş kitlelere yayılmasına katkı sağladı. Ancak burada bir kırılma noktası var: yatırımcı sayısındaki artış, bilgi seviyesindeki artışla paralel ilerlemiyor.

Yorum: Yatırım yapan kişi sayısının artması olumlu bir gelişme olabilir. Ama bu gelişme, bilinçsizce yapılan yatırımlar nedeniyle krizlere de neden olabilir. Tıpkı trafiği bilmeyenlerin araba kullanması gibi…

“Finansal okuryazarlık neden bu kadar önemli?”

Finansal okuryazarlık; gelir, gider, tasarruf, borç, yatırım gibi konularda temel bilgi ve becerilere sahip olmayı ifade ediyor. Ancak SPK Başkanı’na göre bu sadece bireyin değil, piyasadaki herkesin meselesi:
Bilinçli yatırımcı, sadece kendi kazancını değil, piyasanın sağlığını da artırıyor. Kötü kararlar, sadece bir kişinin portföyünü değil, tüm yatırım ekosistemini etkileyebiliyor,” diyor Gönül.

Bu durum, özellikle borsada bireysel yatırımcıların sayısının hızla arttığı günümüzde daha da kritik hale geliyor.

“Bilgiye ulaşmak kolaylaştı ama yetmiyor…”

Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte yatırım araçlarına dair bilgiye ulaşmak artık çok daha kolay. Ancak Gönül’e göre “bilgiye ulaşmak başka, bu bilgiyi doğru anlayıp kullanmak başka bir konu.” Bu farkındalık, finansal okuryazarlığın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.

“OECD ve Dünya Bankası da bu konuya eğiliyor”

Finansal okuryazarlık yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın gündeminde. OECD ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, bu alanı kalkınma stratejilerinin temel unsuru olarak tanımlıyor. Çünkü finansal bilgi düzeyi yüksek bireyler, sadece tasarruf ve yatırım yapmaz, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik büyümeye de katkı sağlar.

“Türkiye’nin performansı ne durumda?”

SPK verilerine göre, Türkiye’de finansal okuryazarlık seviyesi henüz istenilen seviyeye ulaşmış değil. Araştırmalar, bireylerin yatırım araçlarına olan ilgisinin arttığını, ancak bu araçların nasıl çalıştığına dair anlayışın aynı hızda gelişmediğini gösteriyor. Bu da yatırım kararlarında hatalara, spekülatif yönelimlere ve maddi kayıplara yol açabiliyor.

Yorum: Bilinçsizce yatırım yapan biri, kazansa da sistem zarar görebilir. Çünkü bilgi eksikliği, manipülasyonlara açık bir zemin oluşturur. Bu zemin, sadece bireyi değil, ülke ekonomisini de tehdit eder.

“Finansal eğitim neden toplumsal bir görev?”

Gönül’e göre bu alanda atılacak her adım, yalnızca bireyin değil, ülkenin ekonomik direncini de artıracaktır. Finansal okuryazarlığın yaygınlaşması;

  • finansal risklerin azaltılmasına,
  • yatırım kararlarının kalitesinin artmasına,
  • sermaye piyasalarının derinleşmesine,
  • ekonomik büyümenin daha adil dağılmasına katkı sağlayacaktır.

Bu yüzden finansal eğitim, yalnızca okullarda değil; işyerlerinde, belediyelerde, sivil toplum kuruluşlarında da yaygınlaştırılmalı.

 

Ahmet Albuz